TUS NEDİR? CERRAH OLMAK...
Nedir TUS?
Tıpta uzmanlık sınavı (TUS) hemen hemen her hekimin yaşadığı zorlu bir sürecin adıdır. Birçoğumuz sınava girdiğimiz dönemlerde başarısızlıklarımıza neden bulmaya çalışırız ancak üzerinden zaman geçtikten ve maalesef o süreçten çıktıktan sonra aslında farklı stratejiler izlesek daha başarılı olabileceğimizi fark ederiz. Çoğumuzda başarısızlığı sınavın yetersizliğine bağlamak gibi insani bir refleks vardır. Oysa kanımca TUS köstek değil destek olunması gereken bir uygulamadır. Ülkemizin şartları göz önüne alındığında Tıp Fakültesi eğitim sisteminden başlayan radikal birçok değişim yaşanmadığı sürece TUS kabul etmek zorunda olduğumuz bir olgudur.
TUS’a girmek şart mı?
Evet, iki sebeple şart. Birincisi: Ülkemizde halen pratisyen hekimlik, toplum sağlığı ve koruyucu sağlık hizmetleri yeterli düzeyde çalışan sistemler değildir. Bu nedenle pratisyen hekim olarak istihdam edileceğimiz yerler ve şartlar kısıtlı olacaktır. Bu durum da bizim sosyal ve ekonomik olarak hedeflediğimiz amaçlara ulaşmamıza büyük ölçüde yetmeyecektir. İkincisi ise: Üzerimizde uzmanlaşmak için bir sosyal baskının varlığıdır. Şöyle ki; “ne iş yapıyorsunuz?” sorusunun cevabı mühendis ise kimse “ne mühendisi” diye devam etmez. Oysa “doktorum” cevabını mutlaka “ne doktoru” sorusu izleyecektir. Bunun adı sosyal baskıdır. Tamamen yanlış ama maalesef kemikleşmiş bir düşünce tarzı olmasına rağmen pratisyen hekim olmak kişinin bir tercihi olarak değil, tersine çaresizlik veya TUS’u kazanamamak nedeniyle kabullenilmiş bir durum olarak algılanmaktadır.
TUS yetersiz bir ölçme sistemi midir?
Hiçbir sistemin ideal olduğunu savunmak mümkün değildir. Ancak ülke şartlarına göre optimal bir sistem kurulması gerekir. Yurt dışındaki benzer amaçlı sınavlarla karşılaştırıldığında TUS çok daha kısa süren çok daha az sayıda soru kullanılan çok daha spot bilgiye dayalı bir sınav gibi görünmektedir. Ancak adı geçen yurt dışı sınavlarının hedef kitlesi o ülkede eğitim alan doktorlardır. Yani farklı bir eğitim sisteminden çıkmış bir grubu değerlendirmek amaçlanmıştır. Bunu o sınavların soru içeriğine, konu dağılımına ve süresine bakarak algılamak hiç de zor değildir. O halde TUS’u beğensek de beğenmesek de eleştirdiğimiz yönleri bile olsa amacımız oyunu kurallarına göre oynamak yani sistem bu olduğu sürece bu sistemde ayakta kalmak, başarılı olmak olmalıdır. TUS’un hazırlanma süreci insani hatalar içerse de son derece özenli, ince elenip sık dokunulmuş zorlu bir süreçtir.
TUS içeriği nedir?
Her sınavda mutlaka her düzeyden soru olacaktır. Yani vasat düzeyde katılımcıların da bilebileceği sorular içerir. Ancak daha fazla emek verenler daha üst düzeydeki soruları da yapacaktır. Zaten sınavın amacı katılımcıların bilgi düzeylerini ölçmek değil onları sıralamaktır. Yani sınavın global olarak çok kolay veya çok zor olması sonucu etkilemez. Bilgi düzeyi ölçütü, sınavın amacı değil aracıdır. Bir uzmanlık alanını kazandığınız andan itibaren kaç puan aldığınızı soran olmayacaktır. O halde önemli olan kaç puan aldığımız değil kaçıncı olduğumuzdur. Altyapısı sağlam bir katılımcı sınavda şunu aklından çıkartmamalıdır: Eğer bu sınav benim için bu kadar zor ise herkes için aynı şey geçerli demektir. Sonuç olarak “bu yılki sınav çok zordu” veya “çok kolaydı” yorumları hiçbir şeyi değiştirmeyecek amaçsız geyik muhabbetleridir.
Altyapı nasıl sağlam kurulur?
Maalesef olayın en can yakıcı kısmı burasıdır. Kabul etmek zorundayız ki ülkemizde her alanda olduğu gibi tıp alanında da eğitimde standardizasyon sağlanamamıştır. Yani herkes tıp fakültesi diploması alarak mezun olmasına rağmen herkese aynı düzeyde eğitim verilememektedir. Bu nedenle bazı okulların mezunları sınavda ısrarla her yıl çok başarılı olurken bazıları başarısız olmaktadır. Bu fark TUS sorularının o fakültelerin öğretim üyeleri tarafından hazırlanmasına bağlansa da kanımca bu yaklaşım rasyonel bir değerlendirme değildir. O halde bazılarımızın diğerlerine göre daha fazla emek vermesi, farkı kapatmak için daha fazla çalışması gerekmektedir.
Branş seçimini nasıl yapmalıyız?
Tercihlerimizi yaparken birkaç noktayı göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Örneğin bazı uzmanlık alanlarının diğerlerine göre daha kolay iş bulduğu veya daha fazla maddi kazanç sağladığı kaygısı kanımca düşmememiz gereken en önemli tuzaktır.
Cerrahi bir iş değil hayat tarzıdır. Cerrah olmak bir yaşama şeklidir, çünkü eve iş götürmemeniz mümkün değildir. Devamlı olarak aciller, adrenalin, stres, fiziksel ve ruhsal yorgunlukla geçen bir ömür demektir. Bunca olumsuzluğuna rağmen bu işten zevk alan biri için ise, cerrahi, bir bağımlılıktır. Cerrahın toplumdaki statüsü cezb edicidir. Kazancı da caziptir. Ancak bu hayatı benimsemesi mümkün olmayacak bir kişilik yapısına sahipseniz ne başarılı ne zengin ne de mutlu olmanız mümkündür. O halde branş seçimindeki en temel belirleyici kendi kişilik yapımız olmalıdır. Kendimize tercihlerimizi yapmadan önce mutlaka şu soruyu sormalıyız: “ömür boyu ne yapsam mutlu olurum?” ya da daha önemlisi “ömür boyu yapamayacağım iş nedir?”.
Severek yapacağınız bir iş sizi mutlu eder.
Mutlu olduğunuz bir işte başarı şansınız çok yüksektir.
Başarılı olduğunuz bir işten para kazanmamanız çok zordur.
İşleri oluruna bırakmak en kolayı olsa da mutluluk getirmesi mümkün değildir. Ne istediğini bilen biri hayata mutlaka 1–0 önde başlayacaktır.
Sadece branş seçmek yeterli mi?
Kesinlikle hayır. Uzmanlık eğitimini nerede alacağımıza da karar vermek zorundayız. Tıp eğitiminde sağlanamamış standardizasyon sorunu uzmanlık eğitiminde de devam etmektedir. “Sonunda diplomamı alacağım. Nerden olduğunun ne önemi olabilir ki? Hatta mümkün olduğu kadar rahat bir yerden alayım da daha az sıkıntı çekeyim. Nöbeti az olsun, döneri çok olsun vs vs…” TUS’ta tercih yaparken tüm bu yanlış düşüncelerden arınmış olmalıyız. Uzmanlık eğitim süreci su gibi akar geçer. Ancak oradan aldığınız birikim sizin bundan sonra bir ömür boyu sahip olacağınız seviyeyi belirleyecektir. Sizce neden bazı doktorlar o branşlardaki diğer doktorlardan daha ünlü ve kazançları daha yüksek? Allah onlara “yürü ya kulum” dediği için mi? Bence kesinlikle hayır. Bir işe ne kadar çok emek verirsek o işte o kadar başarılı oluruz. Başarı mutluluk getirir. Ruhsal tatminin yanında maddi kazanç da sağlar.
Sınava nasıl hazırlanmalıyım?
Herhangi bir sınavda başarılı olabilmek için temel şart doğru strateji ile hazırlanmış olmaktır. Bu karşılaşabileceğimiz sorunlarla başa çıkabilmek için en önemli silahımız olacaktır. Hazırlık süreci tıpkı maça çıkacak bir sporcu gibi yaşanmalıdır. Yani sadece kitaplar dolusu bilgiyi beynimize yazmaya çalışmak yeterli olmayacaktır. Sınava zihinsel ve duygusal olarak ne kadar hazırsak sahip olduğumuz bilgi birikiminden o kadar verim alacağız demektir. Hepimiz bir sınava hazırlanmanın başlangıç aşamasında kendimize plan yaparız. Bu gayet doğaldır. Ancak planı akılcı yapmalıyız. Bunu belirleyecek temel üç faktör bulunur:
- Ben ne düzeydeyim? Zayıf noktalarım neler?
- Ne kadar zamanım var
- Bu zamanı nasıl kullanırsam en yüksek verimi alırım?
Bu soruların cevapları kişisel farklar göstereceğine göre hazırlık stratejileri de kişisel olmalıdır. Kendi düzeyimizi, güçlü veya zayıf olduğumuz noktaları eski TUS sorularına veya dershanelerin deneme sınavlarına bakarak kolaylıkla belirleyebiliriz. Sınav tarihi de en az bir yıl önceden belli olduğuna göre şimdi zamanımızı en zayıf olduğumuz noktalara en çok pay ayıracak şekilde kullanmamız gerekecektir.
Çalışma stratejinizin odağı kendiniz olmalısınız. Yani rakiplerim bilmem hangi konuyu 5 kere tekrar etmiş ben daha 3. tekrardayım gibi anlamsız karşılaştırmalar sadece veriminizi düşürmeye yarar. Demek ki onun 5 tekrarda algılayabildiğini siz 3 tekrarda bitirmişsinizdir.
Çalışma stratejisi
Çalışmaya başlamak ilerlemekten daha zordur. Bu nedenle başlangıç için iyi olduğunuz bir konudan başlayın. Böylece ilk dönemlerde fazla yorulmadan, nispeten hızlı ilerleyerek ve verimli çalışarak tempo kazanma şansınız olacaktır.
Çalışma saatlerinizi düzenlerken ev ve iş hayatınıza göre birtakım mecburiyetleri göz ardı etme şansınız olmayacaktır. Ancak eğer bu lüksünüz varsa ders çalışma saatlerinizi biyoritminize göre düzenlemeye çalışın. Örneğin kimi insan gündüz döneminde saatte 5 sayfa ilerlerken gece bu oran 2, 3 kat hızlanabilir.
Çalışırken zaman zaman geri dönün ve neler yaptığınıza bakın. Böylece “daha okumam gereken dağlar kadar not ve kitap var” yerine, “şu ana kadar bir sürü konu bitirmişim” diyebilirsiniz.
Eski soruları ezberlemeyin, onları çalışın. Yani daha önceki sınavlarda neler sorulduğunu hangi konulara ağırlık verildiğini bilin. Ama sınavda aynı soruyu beklemeyin. Çünkü eğer soru hiç değişmeden gelirse o sınav son derece kalitesiz bir sınav olacaktır. Sınavı hazırlayanlar bu duruma düşmek istemeyecektir. O nedenle eski sorular size ancak yol gösterici olmalıdır.
Çalışmalarınıza seçtiğiniz kaynaklar mutlaka güncel olmalıdır. Bilgiler hızla güncellenmektedir. Eski kaynak veya sorularda doğru olmasına rağmen cevabın bugünkü bilgilerimize göre farklı olacağı birçok durumla karşılaşacaksınız.
Çok klasik bir deyiş olmasına rağmen tekrar etmekte fayda var ki: ezberlemekten mutlaka kaçının. Ezber gerektirecek bilgilerle tabii ki karşılaşacaksınız ama kısa sürede hafızanızdan silineceği için bunları sınava yakın dönemde tekrarlamanız gerekecektir. Ancak temel mekanizmaları kavramak size birçok branştan doğru cevaplar yakalamanızı sağlayacaktır. Örneğin genel cerrahiden çıkan soruların önemli bir kısmı fizyopatoloji bilgisine dayalı mekanizma sorularıdır.
Her TUS’ta soru almayan konular bulunmaktadır. Zaman zaman soru alan konuları defalarca tekrarlamak yerine onlarda biraz zayıf kalmayı göze almak pahasına, mutlaka her sınavda soru alan konuları tekrarlamak, o konularda daha güçlü olmak daha rasyoneldir.
Sonuç
TUS hepimiz için zor bir süreçtir. Ancak bu süreçten kaçış olmadığına göre en kısa zamanda en verimli sonucu almak tek amacımızdır. Unutulmamalıdır ki; emek vermeden kazanç sağlanamaz. TUS, sanılanın aksine, tesadüflerin belirleyici olduğu bir sınav değildir. O zaman, en kısa zamanda hedefimizi belirleyip, planımızı yapıp, amacımız için emek vermeye başlamalıyız. TUSEM’in sizlere katkısı da işte tam bu noktada olacaktır. Sınav öncesi ve sonrasında sağlayacağı profesyonel katkı sizlerin başarısını katlayarak arttıracaktır.
Bu zor süreçte tecrübe ve gücümüzü doğru kanalize edebilirsek başarı mutlak bizim olacaktır.
Sağlıklı, başarılı, mutlu günler dileklerimle. |